top of page
ALL


Fureya Art
Füreya Art bir obje markası mı yoksa bir “duygu” mu? Bir obje gibi başlıyor ama aslında bir his bırakmak için var. İnsanlar ürünü alırken, hissi de sahiplensin istiyoruz. Kusursuzluk mu, karakter mi? Karakter. Kusursuzluk sıkıcıdır, karakter hatalarla oluşur. Bir objenin “ruhu” var mı? Her objenin değil. Ruh aslında bizce yüklenen bir şey de değil. Gerçek olan, saklanmadığında ortaya çıkan şey. Onu ortaya güzel çıkarabilirsek, evet var. Aynı ürünü iki kez üretmek sıkıcı mı? H
27 Nis2 dakikada okunur


Bassigue
Bassigue’in "temel parçalar" üzerindeki yaklaşımı oldukça rafine. Bir parçayı "sıradan" olmaktan çıkarıp Bassigue imzalı kılan o küçük ama belirleyici detaylar nelerdir?
Bassigue’de bizi farklı yapan şey aslında çok büyük şeyler değil; küçük ama bilinçli kararlar. Kalıbın vücuda oturuşu, kumaşın tenle kurduğu ilişki. Nakışlarımızın yüz güldüren kalitesi. Bir parçayı giydiğinde gün boyu içinde rahat hissetmen bizim için en önemli kriter. Sade görünen bir parçayı “iyi hissetti
24 Nis3 dakikada okunur


Rosenthal
Rosenthal Türkiye olarak markanın hikayesini Türkiye pazarında nasıl konumlandırıyorsunuz? Rosenthal, aslında bizim konumlandırmamızdan bağımsız olarak Avrupa’da güçlü bir şekilde konumlanmış köklü bir marka. Biz Türkiye’de bu mirası doğru şekilde temsil etmeye odaklanıyoruz. Rosenthal çatısı altındaki markalarla birlikte, portföyümüzü en üst segmentte konumlandırıyor ve bu doğrultuda bir marka algısı oluşturuyoruz. Kariyeriniz boyunca verdiğiniz en riskli karar neydi ve bugü
20 Nis2 dakikada okunur


Rally
"Tenis. Hız. Stil." mottosuyla yola çıkıyorsunuz. Bu üçlemenin bir araya geliş hikayesi nasıl başladı? Rally’yi sadece bir spor giyim markasından ayıran "o" karakteristik stil farkı nedir? Rally ismi benim için çok anlamlı.Hıza çok tutkuluyum.Araba kullanırken,at sürerken hızı kontrol etmek bana çok iyi hissettiriyor.Birbirine çok yabancı gibi gözükse de tenis oynarken de aynı hissi yaşıyorum. Arka arkaya gelen toplar hızlanan oyunda doğru anı yakalamak ,ritim yükseldiğind
17 Nis4 dakikada okunur


Pomo Pomo
Pomo Pomo nasıl doğdu? İsmin arkasındaki hikâye ne? Pomo Pomo ismi, İtalyanca “domates” anlamına gelen pomodoro kelimesinden türedi. Bu isim aslında konseptimizin özünü yansıtıyor: İtalyan mutfağını temel alıp, onu Türk damak tadına uygun şekilde yeniden yorumlamak. “Bite Me. I’m Italian.” sloganı nereden çıktı? Sloganımız, yalnızca mutfağımızı değil; tasarım, müzik ve ekip ruhu dahil olmak üzere tüm deneyimi kapsıyor. Amacımız, mekâna giren herkesin kendini İtalya’ya yakın h
12 Nis2 dakikada okunur


Bade
Müziğini ilk kez keşfeden biri için: “Bade”yi üç kelimeyle nasıl tanımlarsın? Açıkçası kendi müziğimi tanımlamak çok zor geliyor ama kırılganlıkta güç bulan ve sınırları büken bir müzikal dünyam var diyebilirim belki. Sahnede gördüğümüz persona ile özel hayatındaki Bade arasında en büyük fark ne? Aslında sahnede başka bir persona ortaya koyuyorum diyemem ama günlük hayatımda olduğundan çok daha fazla anın büyüsüne kapılabiliyorum sahnedeyken. Sanatçı kimliğinin oluşumunda
8 Nis4 dakikada okunur


Kont Coffee
Kont Coffee Company nasıl doğdu? Bu fikrin çıkış noktası neydi? Kont’un hikayesi, benim yaklaşık 15 yıllık kahve sektörü deneyimimde gözlemlediğim değişimlerle başladı. Artan bireysel kahvecilik, yükselen iş gücü maliyetleri ve rekabet ortamı; ekonomik konjonktürle birleştiğinde sektörün gidişatının sürdürülebilir olmadığını gösteriyordu. Bu noktada bir reaksiyon vermemiz gerektiğini düşündük. Kont, tam da bu ihtiyaca cevap veren, sürdürülebilir bir iş modeli üzerine kuruldu.
5 Nis2 dakikada okunur


Sam Çeviköz
Kahve sizin için bir zanaat mı yoksa kendini ifade etme biçimi mi ve bu ikisi ne zaman birbirine karıştı? Aslında ikisi de. Kahve bir zanaat ama aynı zamanda kendini ifade etmenin de bir yolu. Kullandığın çekirdekten sunumuna kadar her şey senin imzan oluyor. Zamanla bu ikisi zaten birbirine karışıyor; yaptığın her fincan seni anlatmaya başlıyor. Beans by Sam Coffee’yi kurarken insanlara bir ürün mü sunmak istediniz yoksa belirli bir duygu hâlini mi? Başlangıçta amacım çok ne
29 Mar3 dakikada okunur


JOVIE
Jovie’nin ortaya çıkış hikâyesi oldukça kişisel. Bu fikrin doğduğu anı biraz daha detaylı anlatır mısınız? Ben yaklaşık 5 sene New York’ta yaşadım ve Pratt Institute’ta endüstriyel tasarım okudum. Tasarım eğitimi, zihnimi sürekli problemlere çözüm bulacak şekilde çalıştırıyor. Mezun olduktan sonra yaklaşık 1,5 yıl daha orada çalıştım, ardından İstanbul’a dönerek sanat pratiğime odaklandım ve ilk sergimi gerçekleştirdim. Daha sonra “Joyce Macoro Studio” adında kendi markamı ku
27 Mar4 dakikada okunur


Dandelion Design Atelier
Dandelion Design Atelier nasıl doğdu? İsminizin arkasındaki hikâye nedir? Açıkçası bir iş planıyla başlamadı. Ama çok kısa sürede bir markaya dönüşeceğini hissediyordum. Pandemi döneminde, sadece 15 metrekarelik küçük bir atölyede üretmeye başladım. Başlangıç küçüktü ama bakış açım hiçbir zaman küçük olmadı. Küçük yaşlardan beri üretmeyi, yaptığım şeyi değere dönüştürmeyi çok seviyordum. Benim için mesele sadece tasarlamak değildi onu bir sisteme, bir markaya ve bir dünyaya ç
24 Mar4 dakikada okunur


WIA
WIA’yı kurma fikri nasıl doğdu? Sizi bu yola iten kırılma noktası neydi? WIA aslında okul zamanında bir sosyal sorumluluk projesi olarak başladı. Bir ders kapsamında el işçiliğiyle sürdürülebilir ürünler üretip satma fikri üzerine çalışıyorduk. O noktada bir gün kendi aramızda “bunu gerçekten neden yapmıyoruz?” diye düşündük. Başlangıçta oldukça küçük ve deneysel bir fikirdi, ama arkasındaki mesele çok daha büyüktü. Türkiye’de kadınların elinde inanılmaz bir üretim gücü var;
19 Mar4 dakikada okunur


So Design Lab
So Design Lab nasıl doğdu? Bir mimari ofisten çok bir “laboratuvar” gibi konumlanmanızın arkasındaki fikir neydi? Aslında marka, mimarlık pratiğimin içinden çıkan bir arayıştan doğdu. Mekân tasarlarken, objelerin yalnızca tamamlayıcı unsurlar olmadığını; aksine mekânı kuran temel öğeler olduğunu fark ettim. Bu farkındalık, klasik bir mimarlık ofisinden farklı bir yaklaşım geliştirme isteğini doğurdu. “Lab” kelimesi de tam olarak buradan geliyor. Farklı ölçeklerde düşünmeye iz
16 Mar3 dakikada okunur


Loop and More
Seramikle ilk temas ettiğiniz anı hatırlıyor musunuz? Bir hobi miydi yoksa bilinçli bir marka hayali mi? Evet, çok net hatırlıyorum. Mimar olarak çalıştığım ofiste tasarladığımız kafe ve restoranlar için el yapımı tabak ve bardak seçimleri yapıyorduk. Benim için tasarım bir bütündür; mekândaki tüm detaylara birlikte karar verirdik ve bu sürecin büyük kısmıyla ben ilgileniyordum. Aslında o zamana kadar seramik özel olarak ilgimi çeken bir alan değildi. Ta ki bir gün torna başı
12 Mar3 dakikada okunur


Kübra Harputluoğlu
QH.STUDIO ’nun kuruluş hikâyesi nasıl başladı? 2022 yılında farklı mimarlık ofislerinde çalışarak yurt dışında deneyim kazandım. Hollanda’da büyümüş biri olarak bu süreçte oldukça fazla tecrübe edindim ve bir noktada kendi ofisimi kurmak istediğimi fark ettim. Mimarlık ile sanatı bir araya getirebileceğim bir alan yaratma fikri beni çok heyecanlandırıyordu. İlk başta evde, bilgisayarımın başında çalışarak başladım ve kısa süre içinde uluslararası yarışmalara katılmaya başladı
9 Mar3 dakikada okunur


Samet Demirel
Modellik senin için bir “meslek” mi yoksa bir ifade biçimi mi? Aslında her ikisi de. Modellik hep istediğim bir şeydi fakat doğru zaman ve uygun ortam uzun süre yoktu. Sektöre adım attığımda ise kendime şu soruyu sordum: “Buraya ait miyim?” Zamanla bu alanda kendimi daha iyi ifade edebildiğimi, potansiyelimi daha görünür kılabildiğimi fark ettim. İçimde hep bir his vardı ama bunun hangi formda ortaya çıkacağını bilmiyordum. Modellik, o muammayı zamanla netleştiren bir alan ol
6 Mar2 dakikada okunur


Francesco: Södermalm'da İtalyan Zarafeti
Kapıdan içeri adım attığınız anda gürültüyü geride bırakıp size kendine özgü bir karakter sunan bazı yerler vardır. Stockholm'ün kuzey soğuğuna meydan okuyan Francesco Forno & Cucina, Akdeniz'in rafine, telaşsız ve kalite odaklı sıcaklığını somutlaştırıyor. Burası, her detayın özenle yerleştirildiği, "minimalizmin" bir pazarlama stratejisi değil, bir yaşam biçimi olduğu nadir yerlerden biri. Sabah Ritmi: Espresso ve Taze Hamur Kokusu Francesco'da sabahlar, porselen fincanları
4 Mar1 dakikada okunur


Sitagül Rose
Müziğin hayatında ciddi bir yer kaplaması ne zamana dayanıyor? Aslında doğduğum günden beri diyebilirim. Bu noktada annemin etkisi çok büyük. Daha yürümeyi öğrenmeden dans etmeye başlamışım. Evde Hint müzikleri çalardı ve müzikle bağım o dönemlerde kuruldu. 14 yaşımda gitar çalmaya başladım, ardından bateri denedim. Farklı enstrümanlarla temas ettim ama 17 yaşıma geldiğimde müziğe ciddi anlamda odaklanmaya ve bu yolda ilerlemeye karar verdim. Yeni şarkının TikTok’ta bu kadar
2 Mar2 dakikada okunur


SATIE Jewellery
Markanızı kurma dürtüsü nasıl ortaya çıktı? Markamı kurma dürtüsü aslında bir filmle başladı. How to Lose a Guy in 10 Days’in son sahnesinde bir kolye takılıyor, Harry Winston’ın Isadora kolyesi. O sahneyi ilk izleyişim benim için özel bir andı. Daha önce takılara o gözle bakmamıştım ama filmde kolyenin takıldığı an, neredeyse ana konudan daha önemliydi benim için. Sonrasında benzer sahneleri ne zaman görsem takılar dikkatimi çekmeye başladı. Ama bunu bir iş olarak yapacağımı
22 Şub3 dakikada okunur


Sado Laurent Gümüş
Paris'te yaşamak yaratıcı dilinizi nasıl etkiledi? Bu şehir sizi hangi yönlerden dönüştürdü? Paris bana bir kimlik "vermedi" - bana daha iyi aydınlatmalı bir ayna verdi. Övgü dolu değil, sadece hassas. Bana stilin dekorasyon olmadığını, bir düşünce biçimi olduğunu öğretti. İlk değişen şey zevkle olan ilişkim oldu: Paris'te inceliğin lüksle ilgili olmadığını, seçim, kısıtlama ve sessizlikle ilgili olduğunu öğreniyorsunuz. Görülmek için gürültülü olmaya çalışmayı bıraktım. Düze
20 Şub5 dakikada okunur


Nur Emzikli
Sanatla ilişkiniz ne zaman ve nasıl başladı? Bugün geldiğiniz noktaya baktığınızda sizi en çok dönüştüren kırılma anı neydi? Her çocuk gibi benim de boyama kitaplarıyla aram çok iyiydi. Ancak ailemde sanatla ilgilenen kimse yoktu. Bu yüzden sanatı keşfetmem ve bunu profesyonel olarak yapmaya karar vermem oldukça uzun bir süreç aldı. Güzel sanatlar mezunu değilim; bu da yolu benim için biraz daha zorlaştırdı. Ama bugün geldiğim noktaya baktığımda, tüm bu zorluklara rağmen bura
3 Şub3 dakikada okunur
bottom of page