Rosenthal
- 20 Nis
- 2 dakikada okunur

Rosenthal Türkiye olarak markanın hikayesini Türkiye pazarında nasıl konumlandırıyorsunuz?
Rosenthal, aslında bizim konumlandırmamızdan bağımsız olarak Avrupa’da güçlü bir şekilde konumlanmış köklü bir marka. Biz Türkiye’de bu mirası doğru şekilde temsil etmeye odaklanıyoruz. Rosenthal çatısı altındaki markalarla birlikte, portföyümüzü en üst segmentte konumlandırıyor ve bu doğrultuda bir marka algısı oluşturuyoruz.
Kariyeriniz boyunca verdiğiniz en riskli karar neydi ve bugün dönüp baktığınızda bu karar sizi nasıl değiştirdi?
Okul hayatımız boyunca genellikle iyi bir eğitim alıp iyi bir yerde çalışmaya yönlendiriliriz. Ancak bu yaklaşım, girişimcilik ruhunu zaman zaman köreltebiliyor. Ben bir yerde çalışmaktan ziyade kendi işimi kurmak istedim. Elbette kariyerimin başında farklı yerlerde çalıştım ancak kendi işimi kurma kararı Türkiye şartlarında oldukça riskliydi. Bugün geldiğimiz noktaya baktığımda, bu riskin beni dönüştürdüğünü ve daha vizyoner bir bakış açısı kazandırdığını söyleyebilirim.
Eğer bugün sıfırdan başlasaydınız, aynı sektörde mi ilerlerdiniz yoksa farklı bir yol mu seçerdiniz? Neden?
Sıfırdan başlasaydım kendimi tek bir sektörle sınırlamazdım. Zaten şirket olarak yalnızca bu alanda değil; inşaat, restoran ve dış ticaret gibi farklı sektörlerde de faaliyet gösteriyoruz. Rosenthal ile çalıştığımız sektör, son üç yılda adapte olduğumuz bir alan. Ancak yeniden başlasaydım, o dönemin en doğru fırsatını değerlendirirdim. Yine de hangi sektöre girersem gireyim, en üst segmentte konumlanmayı hedeflerdim.
Rosenthal’ın global mirasını Türkiye’de anlatırken en çok neye odaklanıyorsunuz?
PR çalışmalarımız Pix İletişim tarafından yürütülüyor. Bizim en güçlü iletişim dilimiz ise “zamansızlık”. 100 yıl önce tasarlanmış bir ürünün bugün hâlâ kullanılabiliyor olması Rosenthal’ı farklı kılan en önemli unsurlardan biri. Bu ürünler sadece mutfak ya da sofra ürünü değil; aynı zamanda koleksiyon değeri taşıyan, nesilden nesile aktarılabilecek parçalar. Bizim için en önemli vurgu, markanın zamansızlığı ve köklü geçmişi.
Türkiye’deki hedef kitleniz kim ve nasıl bir lifestyle’a hitap ediyorsunuz?
Elbette belirli bir müşteri segmentine hitap ediyoruz çünkü sunduğumuz ürünlerin belirli bir marka değeri ve kalitesi var. Ancak hedef kitleyi yalnızca gelir düzeyiyle sınırlamıyoruz. Özellikle porselen kültürüne ilgi duyan, estetik ve kaliteyi önemseyen herkes bizim için potansiyel müşteri. Genel olarak rafine zevklere sahip, detaylara önem veren bir yaşam tarzına hitap ediyoruz.
Versace ile yapılan iş birliği nasıl doğdu? Bu süreç nasıl gelişti?
Bu iş birliği aslında Rosenthal üzerinden gelişti. Rosenthal, Versace’nin lisanslı üretim partnerlerinden biri. Bizim Rosenthal ile çalışıyor olmamız, doğal olarak Versace Home koleksiyonlarını da portföyümüze dahil etmemizi sağladı.
Türkiye’de Versace koleksiyonlarına olan ilgi nasıl?
Versace koleksiyonlarına olan ilgi oldukça yüksek. Estetik olarak beğenilmeme gibi bir durumla neredeyse hiç karşılaşmıyoruz. Ancak elbette hitap ettiği segment daha niş bir kitle. Yani beğeni geniş, erişim daha sınırlı diyebiliriz.
Türkiye’de fiziksel deneyim noktalarınız var mı?
Biz bir distribütör firma olarak faaliyet gösteriyoruz ve ürünlerin Türkiye’deki dağıtım haklarına sahibiz. Ürünlerimiz, Türkiye genelinde seçili mağazalarda yer alıyor. Şu an yaklaşık 20–25 farklı satış noktasında bulunuyoruz. Bu noktaları belirlerken, markanın konumlandırmasına uygun olup olmadığını titizlikle değerlendiriyoruz.
En çok talep gören koleksiyon hangisi?
Rosenthal bünyesinde en ikonik modellerimizden biri “Diplomat”. Bu modelin kökeni oldukça eskiye dayanıyor ve yaklaşık 100 yıldır varlığını sürdürüyor. Zamansız tasarımı sayesinde bugün hâlâ yoğun talep görüyor ve markanın en güçlü temsilcilerinden biri olmaya devam ediyor.
Son olarak…
Türkiye, köklü ve zengin bir sofra kültürüne sahip bir ülke. Biz de bu güçlü kültürü, Avrupa zarafetiyle buluşturuyoruz. Rosenthal’ın sunduğu estetik ve kaliteyi Türkiye’deki yaşam tarzına entegre ederek, sofralara yeni bir perspektif kazandırmayı hedefliyoruz.



Yorumlar