Bassigue
- 24 Nis
- 3 dakikada okunur

Bassigue’in "temel parçalar" üzerindeki yaklaşımı oldukça rafine. Bir parçayı "sıradan" olmaktan çıkarıp Bassigue imzalı kılan o küçük ama belirleyici detaylar nelerdir?
Bassigue’de bizi farklı yapan şey aslında çok büyük şeyler değil; küçük ama bilinçli kararlar. Kalıbın vücuda oturuşu, kumaşın tenle kurduğu ilişki. Nakışlarımızın yüz güldüren kalitesi. Bir parçayı giydiğinde gün boyu içinde rahat hissetmen bizim için en önemli kriter. Sade görünen bir parçayı “iyi hissettiren” hale getiren de tam olarak bu detaylar.
Vakkorama’dan Gilt Japan’a kadar uzanan geniş bir satış ağınız var. Farklı kültürlerdeki moda anlayışlarını gözlemlediğinizde, markanın özündeki "evrensel ruhun" her pazarda nasıl karşılık bulduğunu düşünüyorsunuz?
Farklı pazarlarda şunu fark ettik: insanlar farklı giyiniyor ama iyi ve rahat hissetme ihtiyacı herkes için aynı. Bassigue’in evrensel ruhu da buradan geliyor. Abartısız, rahat ama özenli olma hali. İstanbul’da da, Tokyo’da da, Stockholm’de de karşılık buluyor çünkü herkes önce içinde rahat hissettiği şeyi giymek istiyor.
SS’25 veya FW’24 gibi sezonları hazırlarken, tasarımlara başlamadan önce zihninizde canlanan hayali karakter kim? O kişi bu kıyafetlerle dünyanın neresinde, ne yapıyor?
Sezonlara başlarken aklımızda hep benzer bir karakter beliriyor: şehirde yaşayan, hareket halinde ama kendine alan açmayı bilen biri. Bu aslında tek bir kişi değil, aynı bakış açısını paylaşan farklı kadınlar. Gün içinde akan hayatın içinde kendi ritmini koruyabilen, sabah kahvesini alıp yürüyüşe çıkan, toplantıya giren, akşam arkadaşlarıyla buluşan…
Bizim için önemli olan, kıyafetin bu hayata eşlik etmesi. Zorlayan değil, kolaylaştıran parçalar tasarlıyoruz. Gündüzden geceye devam edebilen, katmanlanabilen, seyahate uyum sağlayan ve konforu merkeze alan bir gardırop. Çünkü iyi tasarım, hayatın temposuna ayak uydurmalı, onu yavaşlatmamalı.
Bassigue sadece bir giyim markası değil, bir yaşam tarzı (lifestyle) vurgusu yapıyor. Kıyafetlerin ötesinde, takipçilerinize nasıl bir deneyim veya his vaat ediyorsunuz?
Bizim dünyamızda kıyafet bir araç aslında; baskıyı azaltan, hayatı kolaylaştıran bir araç. Ne giyeceğim stresini değil, kendin olma hissini büyüten bir dünya kurmaya çalışıyoruz.
Günümüzün hızlı tüketim dünyasında "zamansızlık" kavramı sizin için ne ifade ediyor? Bir Bassigue parçasının yıllar sonra da gardıropta yer alması için kalite odağınızı nasıl yönetiyorsunuz?
Zamansızlık bizim için trendlerden uzak durmak değil, doğru kararlar almak.
İyi bir kumaş, iyi bir kalıp ve gerçekten giymek isteyeceğin bir parça… Biz tasarım sürecinde hep şu soruyla ilerliyoruz: “Bunu 2 yıl sonra hâlâ giymek ister miyim?”Cevap net bir “evet” değilse, o ürün zaten çıkmıyor.Üretim tarafında ise her şeyi kontrol edebildiğimiz, dikey entegre bir yapıyla çalışıyoruz. Bu da bize sadece iyi görünen değil, gerçekten uzun ömürlü parçalar yapma imkânı veriyor. Bizim için kalite, ilk gün iyi görünmek değil; defalarca giyildikten sonra da aynı hissi koruyabilmek.
Bassigue kadınının/erkeğinin tek bir kelimeyle "imza" tavrı nedir?
Rahat özgüven. Kendini kanıtlama ihtiyacı duymayan bir duruş. Zorlamayan, bağırmayan ama fark edilen bir tavır.
Markanın ruhunu en iyi yansıtan şehir/rota neresi?
Tek bir şehir söylemek zor ama… İstanbul’un kaosu + Ege’nin sakinliği diyebilirim. Biraz şehirli, biraz kaçmak isteyen bir ruh.
Bir koleksiyonu tasarlarken masanızda duran, size en çok ilham veren o ikonik obje veya fotoğraf karesi hangisi?
En büyük ilhamımız aslında gerçek hayat. İnsanların kusursuz olmayan, doğal halleri. Bir de kumaşlar… Özellikle yumuşak dokular. Çoğu zaman bir kumaşa dokunmak, bir tasarım fikrini başlatıyor. Genelde Bassigue kadınımızı hayal ediyoruz ve “bu parça onun hayatında nasıl yaşar?” diye düşünüyoruz.
Bassigue markasını beş yıl sonra sadece bir giyim markası olarak mı, yoksa genişlemiş bir yaşam ekosistemi olarak mı hayal ediyorsunuz?
Bassigue’i hiçbir zaman sadece bir giyim markası olarak görmedik. Kıyafet bizim çıkış noktamız ama asıl yaptığımız şey bir dünya kurmak. İnsanları ve markaları bu dünyanın bir parçası yapmayı seviyoruz. Bugün yaptığımız iş birliklerinde de aslında bu var; sadece ürün üretmiyoruz, aynı bakış açısını paylaşan markalarla yan yana geliyoruz. Önümüzdeki 5 yılda da bunu daha fazla büyütmek istiyoruz. Daha çok insanın ve markanın Bassigue dünyasına dahil olduğu, kendini rahat ve iyi hissettiği bir alan yaratmak. Çünkü bizim için önemli olan ne giydiğinden çok, onun içinde nasıl hissettiğin.
Bassigue dünyasından yolu geçen birinin, kıyafetlerinizi üzerine geçirdiğinde hissetmesini istediğiniz o tek, baskın duygu nedir?
Rahatlık. Ama sadece fiziksel değil, zihinsel bir rahatlık. “Oldu mu? Yeterli mi?” gibi soruların olmadığı, üzerine düşündürmeyen ama iyi hissettiren bir rahatlık hali.



Yorumlar