top of page

Pomo Pomo

  • 12 Nis
  • 2 dakikada okunur

Pomo Pomo nasıl doğdu? İsmin arkasındaki hikâye ne?


Pomo Pomo ismi, İtalyanca “domates” anlamına gelen pomodoro kelimesinden türedi. Bu isim aslında konseptimizin özünü yansıtıyor: İtalyan mutfağını temel alıp, onu Türk damak tadına uygun şekilde yeniden yorumlamak.


“Bite Me. I’m Italian.” sloganı nereden çıktı?


Sloganımız, yalnızca mutfağımızı değil; tasarım, müzik ve ekip ruhu dahil olmak üzere tüm deneyimi kapsıyor. Amacımız, mekâna giren herkesin kendini İtalya’ya yakın hissetmesi ve bu kültürü bütünsel bir şekilde deneyimlemesi.


İstanbul’da İtalyan sandviç konsepti fikri nasıl gelişti?


İstanbul, gastronomi anlamında oldukça kozmopolit bir şehir. Yerel mutfağın yanı sıra Avrupa mutfağına da büyük bir ilgi var. Biz de pratik, ulaşılabilir ve geniş bir damak zevkine hitap eden İtalyan sokak lezzetlerine odaklanmayı tercih ettik. Aslında bunu bir “İtalyan sokak kültürü” yorumu olarak tanımlayabiliriz.


İlk kez gelen biri mutlaka ne denemeli?


İlk kez gelen misafirlerimize Cotto Di Manzo’yu öneriyoruz. İçeriğindeki hiçbir malzeme baskın değil; hepsi dengeli bir şekilde bir araya gelerek damakta uyumlu bir lezzet yaratıyor. Soslarımız tamamen bize ait, katkısız ve fabrikasyon ürün içermiyor. Ekmeğimizi de kendimiz üretiyoruz.


Buraya gelen insanların nasıl bir deneyim yaşamasını istiyorsunuz?


Misafirlerimizin yalnızca bir şeyler yiyip çıkmalarını değil, İtalyan kültürüyle iç içe bir deneyim yaşamalarını istiyoruz. Samimi bir ortamda, bizimle rahatça iletişim kurabilecekleri ve aynı zamanda İtalyan kahve kültürünü de deneyimleyebilecekleri bir atmosfer sunmayı hedefliyoruz.


Marka kimliğinizde kırmızı-beyaz estetik çok güçlü. Bu tarzı nasıl belirlediniz?


Kırmızı-beyaz estetik, doğrudan ismimizin çıkış noktası olan “pomodoro”dan geliyor. Kırmızı, hem canlılığı hem de Akdeniz mutfağının temel unsurlarından biri olan domatesi temsil ediyor.


Son dönemde food trendleri hakkında ne düşünüyorsunuz?


Görselliğe aşırı odaklanan ve yoğun sos kullanımını ön plana çıkaran markalar var. Ancak biz, daha sade, özgün ve yerelliği koruyan yaklaşımları daha başarılı buluyoruz. Bu anlayış, bizim de değerlerimizle örtüşüyor.


Türkiye’de butik sandviç kültürü sizce nereye gidiyor?


Türkiye’de butik sandviç kültürü hızla çeşitleniyor. Artık yalnızca İtalyan değil; Kuzey Avrupa ve Uzak Doğu mutfaklarından ilham alan farklı sandviç konseptlerinin de yaygınlaşacağını düşünüyoruz.


Bu işi yapmanın en zor ve en keyifli tarafı ne?


Her işin kendine özgü zorlukları var. Ancak bu işin en keyifli tarafı, insanlarla birebir iletişimde olmak. Misafirlerimizin fikirlerini doğrudan bizimle paylaşabilmesi ve yemeğin ardından aldığımız olumlu geri dönüşler bizim için en büyük motivasyon kaynağı.


Siz burada en çok ne yemeyi seviyorsunuz?


Tatlı olarak favorimiz Pavarotti. İçerisinde Belçika çikolatası, tiramisu kreması, muz, çilek ve yaban mersini bulunuyor. Hem lezzeti hem de ismiyle bizim için özel bir yere sahip.


Gece 00:00’a kadar açık olmak nasıl bir müşteri kitlesi getiriyor?


Gün içinde farklı profiller ağırlıyoruz. Gündüz saatlerinde daha sakinlik arayan misafirlerimiz olurken, öğle saatlerinde daha hızlı ve pratik bir deneyim isteyen bir kitle geliyor. Akşam saatlerinde ise daha sosyal, genç ve enerjik bir müşteri profiline hitap ediyoruz.


Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?


Çok yakında daha güncel bir menü ve sürprizlerle misafirlerimizle buluşacağız.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page