Pant Along

Pant Along” ismi nasıl ortaya çıktı? Bu isim markanın ruhunu nasıl yansıtıyor?
Pant Along fikri, 2019 yılında Bodrum’da Sefirin Kızı adlı diziyi çekerken ortaya çıktı. İçimde hep kendi sektörümle birleştirmek istediğim; yaratıcılığımı ve görsel sanatları etkin şekilde kullanabileceğim, aynı zamanda tutkuyla yapabileceğim bir iş fikri bulma isteği vardı. Bu süreçte sevdiğim şeyleri düşündüm, imkânlarımı değerlendirdim ve hayat yolculuğumu en başından itibaren analiz etmeye başladım. Benim de hikâyem, annemin karnındayken bir moda atölyesinde olduğumu hatırlayarak başladı. Annem eski bir modacı olduğu için çocukluğumdan beri o moda evinin hikâyeleriyle büyüdüm. Tasarıma olan ilgimin ve merakımın buradan geldiğini fark ettim ve moda ile ilgili bir marka kurmak istedim. Bu sırada dizide tanıştığım oyuncu arkadaşım Neslihan Atagül Doğulu’ya bu fikrimi açtım. Kendisi beni bu konuda beni inanılmaz motive etti. Sonrasında ilk üretimlerimize, amcamın tekstil atölyesinde İtalyan kesim erkek pantolonu üreterek başladık. Ürettiğim ilk ürünleri hemen Neslihan’a gönderiyor, yorumlarını alıyordum. Ancak bir marka ismine de ihtiyacımız vardı. Tarzı ve gustosu çok iyi olan Neslihan, bu konuda taşın altına elini koydu; birkaç gün bu konu üzerine düşündü ve bana temelinde birlik ve nefes kavramlarının yer aldığı Pant Along fikriyle geldi. Ben de bu fikri çok beğendim ve hemen patent çalışmalarına başladım. Böylelikle Pant Along, hem maddi hem de manevi olarak kurulmuş oldu.
“By Unique Hands From Istanbul” sloganınızın arkasındaki hikâye nedir?
“By Unique Hands From Istanbul” sloganının içerisinde, İstanbul’un zanaat kültürünü, bu kültür değirmeninde yoğurulmuş ustalığı ve üretimi gerçekleştiren ustaların ne kadar özel olduğunu vurgulayan bir bakış var. O sebeple bugün ustalarımızın ellerinde, onların ustalarının ellerini de görmek mümkün. Pant Along ürünlerinde aslında kuşaktan kuşağa aktarılan bir zanaati deneyimlemiş oluyorsunuz. Bu sloganın içinde hem kendi gustomuza hem de birlikte çalıştığımız kendi alanında ustalara bir övgü var. Üretimimizin olduğu her alanda, gerek prodüksiyonel gerek ürünlerimizde ortaya çıkan her üretimin tüm ekibimizin gönlüne sinen bir aşamadan geçmesine önem veriyoruz. Tek bir elin değil bir kaç elin bir araya gelmesinden oluşuyoruz. O sebeple İstanbul’un özel elleri sloganını bulduk ve sahiplendik.
İstanbul markanızın estetik ve üretim dilini nasıl şekillendiriyor?
İstanbul, Pant Along için yalnızca yaşadığımız şehir değil; üretim biçimimizi ve estetik anlayışımızı belirleyen yaşayan bir karakter gibi. Bu şehirde aynı sokakta hem yüzyıllık bir zanaatla hem de çok modern bir bakış açısıyla karşılaşabiliyorsunuz. Bizim tasarım dilimiz de biraz bu karşılaşmalardan doğuyor. Bir yanda Kapalıçarşı’nın köklü el işçiligi kültürü, diğer yanda İstanbul’un sürekli dönüşen çağdaş yapısı var. Pant Along’da bu iki dünyayı aynı potada eritmeye çalışıyoruz. Tasarımlarımızda ve üretimlerimizde hem geleneksel yapıyı hem de modern dokunuşları sezebilirsiniz.
İlham aldığınız sanat akımları, dönemler veya disiplinler neler?
Tek bir sanat akımından beslendiğimizi söylemek zor fakat bütün süreci birlik bilinciyle kotarmak en büyük ilhamımız çünkü Pant Along’un estetik dünyası farklı disiplinlerin, dönemlerin ve kültürel katmanların bir araya gelmesiyle oluşuyor. Özellikle minimal sanat anlayışı, geleneksel zanaat kültürü ve zamansız tasarım dili bize yakın hissettiren alanlar. Bunun yanında kozmik formlar ve mimari yüzeyler de tasarımlarımızın estetik dünyasını besliyor. İlk koleksiyonumuzun tasarımcısı Elif Asar, Anadolu’daki dantel motiflerinden ilham aldı. Gerçek dantel dokularının kalıplarını alarak oluşturulan parçalar, geleneksel bir el işçiliğini daha modern ve zamansız bir forma taşıma fikriyle ortaya çıktı. Tasarımlarımız dokusunu dantelden alırken, parçalar isimlerini gökyüzündeki yıldızlardan alıyor. Bu da aslında Pant Along’un estetik dünyasını çok iyi anlatıyor; bir yanda geçmişten gelen kültürel hafıza, diğer yanda sonsuzluk hissi veren kozmik bir dünya.
Moda dışında sizi besleyen alanlar (sinema, edebiyat, politika vs.) neler?
Moda dışında bizi en çok besleyen alanların başında sinema geliyor. Sinema; hikâye anlatımı, ışık kullanımı, karakter yaratımı ve atmosfer kurma biçimiyle Pant Along’un dünyasını doğrudan etkiliyor. Yakın zamanda da Pant Along bünyesinde “AURA” başlığı altında, kendi alanında iz bırakan isimlerle gerçekleştirdiğimiz bir seri üretmeye başladık. Bu proje içerisinde röportajlar, moda çekimleri ve farklı disiplinlerden yaratıcı insanlarla bir araya gelerek gerçekleştirdiğimiz içerikler yer alıyor. Bulunduğu ortama hem üretimleriyle hem de yaşadıkları hayatı algılayış biçimleriyle ilham olan insanların hikâyelerine ve röportajlarına tanıklık etmeye başlıyoruz. Bu üretimler Pant Along’un üretim felsefesini yalnızca ürün bazlı bir noktada bırakmıyor, aynı zamanda görsel bir mecraya da taşıyor. Sanırım markayı benzersiz kılan taraflardan biri de tam olarak bu.
Türkiye’de bağımsız bir marka olmak size ne kazandırıyor, ne zorlaştırıyor?
Türkiye’de bağımsız bir marka olmak bize en çok özgürlük kazandırıyor. Çünkü üretim dilimizi, estetik anlayışımızı ve anlatmak istediğimiz dünyayı tamamen kendi beğenimizle kurabiliyoruz. Trendlerin peşinden gitmek yerine, gerçekten inandığımız bir üretim ve tasarım biçimini oluşturma şansı buluyoruz. Zorlaştıran tarafı ise bağımsız üretimin ciddi bir emek ve sabır istemesi. Özellikle el işçiliğine dayalı üretimlerde her aşamayla birebir ilgilenmeniz gerekiyor. Markanın tasarım, üretim, içerik, iletişim ve yaratıcı tarafını aynı anda yürütmeye çalışıyorsunuz. İnsanların her gün yüzlerce markayla karşılaştığı bir dönemde, samimi ve sürdürülebilir bir güven ilişkisi kurmak zaman istiyor. Büyük yapılar kadar görünür olmadan insanların size inanmasını sağlamak kolay değil.Bu yüzden biz en başından beri şeffaf olmaya, üretim süreçlerimizi görünür kılmaya ve gerçekten içimize sinen işler üretmeye önem verdik.
Pant Along bir insan olsaydı, nasıl bir karakter olurdu? Güvenilir mi, tehlikeli mi, mesafeli mi?
Pant Along bir insan olsaydı, bence ilk bakışta biraz mesafeli görünebilirdi. Çok hızlı kendini anlatan değil, zaman geçtikçe katmanlarını gösteren bir karakter olurdu. Sessiz ama karakter sahibi, bulunduğu ortamda bağırmadan varlığını hissettiren biri gibi. Güvenilir tarafı olaylara samimiyetle yaklaşmasından gelirdi.
“Trend” kavramına inanıyor musunuz yoksa tamamen reddediyor musunuz?
Trend kavramını tamamen reddetmiyoruz çünkü her dönem kendi estetik dilini ve ruh halini yaratıyor. İnsanların neye yöneldiğini görmek, çağın görsel hafızasını okumak açısından önemli olabiliyor. Ama yalnızca trend odaklı üretmenin bir süre sonra kimliksiz bir yere sürüklediğini düşünüyoruz. Değişime her zaman bu kadar hızlı ayak uyduramazsınız işin doğasına aykırı. Bizim için önemli olan şey, geçici bir ilginin peşinden gitmekten çok zamana karşı dayanabilecek bir karakter oluşturmak. O yüzden Pant Along’da daha zamansız, uzun süre yaşayabilecek ve kişinin kendi hikâyesine karışabilecek üretimler üzerine çalışıyoruz.
Hiç “bu çok satmaz ama yapmak zorundayım” dediğiniz bir parça oldu mu?
Olmadı.
Sizi gerçekten anlayan biriyle, sadece tüketen biri arasındaki farkı hissedebiliyor musunuz?
Hissedebiliyoruz, sanırım bağımsız markaların en güzel taraflarından biri de bu. Zamanla yalnızca müşteri değil, aynı dili konuştuğunuz insanlar birikmeye başlıyor. Ve bu bağ bizim için oldukça kıymetli.



Yorumlar