top of page

Mini Taverna

  • 8 Tem
  • 3 dakikada okunur

Cozy’nin hemen arkasında konumlanan Mini Taverna, ilk bakışta aynı hikâyenin devamı gibi görünüyor. Siz en başından itibaren bu iki markanın birbirinden nasıl ayrışmasını hayal ettiniz?


Cozy projesine başlamadan önce hayalim, tek bir villada birbirinden farklı ve özel deneyimler sunan iki ayrı konsept yaratmaktı. Aslında çok keskin bir ayrışma istemedim; aynı kimliğin farklı bir karakterini ve tarzını göstermek istedim.


"Mini” kelimesi ilk bakışta yalnızca ölçeği anlatıyor gibi duruyor. Bugün sizin için daha çok fiziksel bir tanım mı, yoksa mekânın karakterini anlatan bir kavram mı?


Aslında mekânın ölçeğini de içeriyor ama asıl amacı, “mini” ismindeki sıcaklığı ve samimiyeti yansıtmak. Mini, ölçeğinden çok samimiyetini anlatan bir isim. Burada her şey daha yakın, daha sıcak ve daha kişisel.”


Mini Taverna’yı başka bir semtte hayata geçirseydiniz yine aynı kimliğe sahip olur muydu, yoksa bu hikâye biraz da Etiler’in ve bu arka bahçenin ürünü mü?


Bugün Mini Taverna, eski Etiler ruhuna bürünmüş hâliyle hayat buldu. Burası aslında Etiler evlerinin arka bahçesi gibi; mor salkımların, yaseminlerin ve kiremit duvarların arasında, bir evin arka bahçesinde oturuyormuş hissi veriyor. Başka bir şehirde ya da başka bir ülkede olsaydı da aynı ruhu taşıyabilirdi. Yine sakin, biraz geride duran ve kendi atmosferini yaratan bir yerde olurdu.


Mini Taverna, şehrin tam ortasında ama şehirden birkaç adım uzaklaşmış hissi yaratıyor. Sizce bugün insanlar dışarı çıkarken görülmek mi istiyor, yoksa kendilerine görünmeyen bir alan açmak mı?


Bu aslında insanların gününe ve ruh hâline göre değişebiliyor. Bazen görünmek ve sosyalleşmek isteriz, bazen sevdiklerimizle iyi vakit geçirmek, bazen de en yakın arkadaşımızla kimseye görünmeden derin sohbetler etmek isteriz.


Taverna kültürünü bugüne taşırken daha çok neyin peşinden gittiniz; hafızalardaki duygunun mu, bugünün beklentilerinin mi?


Taverna kültüründe tamamen hafızaların ve duyguların peşinden gittim. Şeflik egomu bir kenara bırakıp arkadaşlarımla, sevdiklerimle ya da tek başıma gidebileceğim; yalın ve lezzetli tabaklar sunan, hoş müziklerin çaldığı bir yer yaratmak istedik.


Bir restoranın karakteri sizce ilk hangi kararla şekillenmeye başlıyor; menüyle mi, mekân tasarımıyla mı, müzikle mi, yoksa kurduğunuz ekiple mi?


Bunların hepsi bir bütün. Bu bütünlük, restoranın karakterini oluşturuyor ve onu koruyor. Ama en önemlisi her zaman ekip.


İyi yemek artık birçok restoranın ortak noktası. Sizce bir misafiri üçüncü ya da dördüncü kez aynı masaya getiren asıl sebep nedir?


İyi servis, güler yüz, misafiri o mekâna ait hissettirmek, menüde yenilikler yapmak ve hizmet standartlarını korumak.


Her restoranın, misafirin çoğu zaman fark etmediği ama deneyimi doğrudan etkileyen küçük ritüelleri vardır. Mini Taverna’da bunun karşılığı nedir?


Biz, Cozy ekibi olarak enerjimiz ve mekânı sahiplenme duygumuzla öne çıkıyoruz. Açık mutfakta çalışan ekibin enerjisi, barda içkileri hazırlayan personel ve servisteki güler yüzlü arkadaşlarımızın ilgisi, küçük gibi görünse de bir bütün olarak deneyimi tamamen farklı bir noktaya taşıyor.


Gastronomi dünyasında bugün herkesin konuştuğu ama sizin aynı heyecanı paylaşmadığınız bir eğilim var mı? Buna karşılık sizce yeterince konuşulmayan konu ne?


Sanırım yeni nesil müzikli ocakbaşı ve meyhane konseptleri beni gastronomik olarak çok heyecanlandırmıyor. Yeterince konuşulmayan konu ise insanların bir araya gelip sohbet ettiği, anılar biriktirdiği, saatlerce oturup haftayı değerlendirdiği sıcak ve samimi mekânlar.


Bir restoranın doğru yolda olduğunu size ilk hissettiren şey nedir? Dolu rezervasyonlar mı, müdavimler mi, yoksa yalnızca ekibin fark edebileceği başka bir işaret mi?


Doluluk aslında çok da önemli değil. Sosyal medyanın gücü ve yeni açılan mekân merakıyla dolan birçok yer var. Benim için en önemli şey; masaların akışı, iyi servis alan misafirler ve gerçekten iyi yemek, iyi hizmet ve iyi ambiyans için gelen müdavimlerin oluşmasıdır.


Mini Taverna’da ilk günden beri hiç değişmeyen bir karar var mı? Bugün yeniden başlasanız bile dokunmayacağınız tek şey ne olurdu?


Biz ekip olarak her zaman yeniliklere açığız. Çalıştığımız yeri bir iş yeri gibi değil, bir akademi gibi görüyoruz. İyi yemek ve iyi servis temelimizdir; onun dışında her zaman yenilik yapmaya devam edeceğiz.


Eğer Mini Taverna’nın kapısına tek bir cümle yazacak olsaydınız, bu bir davet mi olurdu, bir vaat mi, yoksa küçük bir uyarı mı?


Sanırım bir davet olurdu: ‘Biraz yavaşla, otur ve anı biriktir.’”

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page