top of page

Hatclo

  • 9 May
  • 2 dakikada okunur

"Est. İstanbul 2024” vurgusuyla çok genç ama karakteri oturmuş bir marka görüyoruz. Hatclo’nun İstanbul’un kaotik ama ilham verici yapısıyla nasıl bir bağ kurduğunu düşünüyorsunuz?


İstanbul sadece kaotik değil aynı zamanda katmanlı ve hızlı; her şeyin eşzamanlı aktığı bir yapı. Bizim düşünce biçimimiz de buna oldukça yakın. Hatclo, dışarıdan zahmetsiz görünen ama arkasında ciddi bir düşünce barındıran bu dengeyi yansıtıyor. “Est. Istanbul 2024” bizim için yalnızca bir tarih değil, aynı zamanda bir referans noktası. Şehir bakış açımızı şekillendiriyor, biz de onu daha net ve rafine bir dile dönüştürüyoruz.

 

Instagram feed’inizdeki o “glitch” ve “noise” estetiği, sadece bir görsel tercih mi yoksa dijitalleşen dünyada mükemmeliyetçiliğe bir başkaldırı mı?


Glitch estetiği bizim için rastlantısal bir tercih değil. Kusursuzluk beklentisine karşı bilinçli bir duruş. Dijital dünya aşırı kontrollü ve pürüzsüz görünmeye odaklı, ancak gerçeklik bundan çok daha farklı. Biz bu gerilimi önemsiyoruz ve glitch’i yalnızca görsel bir efekt olarak değil, bu farkındalığın bir ifadesi olarak kullanıyoruz.

 

Geleneksel şapka kültürünü modernize ederken, “headwear” kavramını bir aksesuardan ziyade bir “kimlik parçası” olarak nasıl konumlandırıyorsunuz?


Şapkayı bir “son dokunuş” olarak görmüyoruz. Bir insanın nasıl algılandığını doğrudan etkileyen bir unsur. Küçük gibi görünen bir müdahale, ama etkisi oldukça net. Hatclo için headwear, stil tamamlamaktan çok niyetle, kendini nasıl konumlandırmayı ve sunmayı seçtiğinle ilgili.

 

Özellikle kavanoz içindeki şapkalar görseli çok çarpıcı. Bu bir “zamanda dondurma” metaforu mu yoksa tüketim kültürüne dair ironik bir yaklaşım mı?


Kavanoz görseli bilinçli olarak açık uçlu bırakılmış bir anlatı. Bir yandan koruma hissi yaratıyor, diğer yandan hafif bir yapaylık barındırıyor sanki obje gerçek kullanımından uzak tutuluyormuş gibi. Bu ikili gerilim bizim için önemli. Şapkayı gündelik bir üründen çıkarıp, kullanım ile sergileme arasında asılı kalan bir nesneye dönüştürüyor.

 

Hatclo’nun gelecek vizyonunda bizi sadece şapkalar mı bekliyor, yoksa bu estetiğin farklı disiplinlere yayıldığını görecek miyiz?


Şu an için odağımız net: şapka. Çünkü önce bir şeyi doğru yapmak istiyoruz. Ancak Hatclo yalnızca bir kategori değil, bir bakış açısı. Eğer ileride farklı alanlara dokunursa, bu yalnızca büyüme hedefiyle değil, bu bakış açısının doğal bir uzantısı olarak gerçekleşir.

 

Koleksiyonlarınızdaki renk paletini ve formları belirlerken sokağın sesini mi yoksa kişisel bir dışavurumu mu referans alıyorsunuz?


Sokak bizim için bir başlangıç noktası, nihai sonuç değil. Gözlemliyoruz, ardından yeniden yorumluyoruz. Ortaya çıkan dil, dış dünyanın dinamikleriyle daha kişisel bir filtrenin dengelendiği bir noktada şekilleniyor.

 

Öne çıkanlarda “Community” başlığının ayrı bir yeri var. Hatclo için bir “müşteri kitlesi” oluşturmaktan ziyade bir “topluluk” kurmak neden bu kadar kritik?


Müşteri satın alır ve gider. Topluluk ise kalır, gelişir ve yön verir. Hatclo için mesele yalnızca ürün satmak değil; ortak bir alan ve zihniyet inşa etmek. İnsanlar bu yapıya bağlandığında sadece markayı kullanmaz, aynı zamanda onun nasıl evrileceğinin de bir parçası olur. Bu da tek seferlik bir alışverişten çok daha anlamlıdır.

 

8Hatclo şapkası takan birini kalabalık bir caddede gördüğümüzde, onun hakkında (tarzı dışında) neyi ilk bakışta anlayabiliriz?


Fazla çaba göstermeden net bir seçim yapmıştır. Kendi stilini bilen ve onu trendlerle tanımlamayan biridir. Bu bilinçli duruş, ilk bakışta hissedilir.

 

Markanın dijital duruşu çok editoryal ve “luxury” bir tavra sahip. Ulaşılabilirlik ve seçkinlik arasındaki o ince çizgiyi nasıl dengeliyorsunuz?


Bizim için lüks, fiyattan çok algıyla ilgili. Aynı zamanda mesafe yaratmak da istemiyoruz. Ürün erişilebilir kalırken, sunum dili daha seçici ve odaklı oluyor. Bu dengeyi de tam olarak burada kuruyoruz.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page