700Gr
- 27 May
- 2 dakikada okunur

“700Gr” ismi nereden geliyor? Bu isim sizin için bir ölçü mü yoksa bir manifesto mu?
700Gr ismi, ilk dönemlerde mekanı bir “bakery” kurgusu üzerinden düşünmemizle ortaya çıktı. Ekmekler üzerinden gramajlarla oynarken bu isim doğdu ve zamanla çok sevildi. Böylece “700Gr” olarak kaldı; temelde ekmekten gelen bir isim.
İstanbul’un hızına karşı 700Gr nasıl bir alan yaratıyor?
Gürültülü değil, daha çok samimi bir alan yaratıyoruz. İnsanların kendini rahat hissedebileceği bir atmosfer kurmaya çalışıyoruz.
“Bread, fire, seasonality” mottosu kulağa çok şiirsel geliyor. Sizin için bu üç kelime günlük operasyonda ne ifade ediyor?
Bu üçlü aslında mevsimselliği, ürüne duyulan saygıyı ve yaşayan bir mutfağı ifade ediyor. Bizim için mutfak, sürekli değişen ve doğayla birlikte hareket eden bir süreç.
Moda’da 10 yıl geçirmek bir kafeyi nasıl dönüştürüyor? Mahalle sizi mi değiştirdi, siz mi mahalleyi?
Moda’nın kendine has kültürü bizim için her zaman belirleyici oldu. Mekânı kurgularken bu organik yapıya katkı sunmak istedik. Aslında birbirimizi dönüştürdük; birlikte değiştik.
İnsanların 700Gr’a ilk geldiğinde hissetmesini istediğiniz duygu ne?
Mükemmel değil ama özenli bir yer hissi vermek istiyoruz. Bu his insanları daha rahat kılıyor. Burada insanlar günün her saatinde gelebilir; kahvaltı da eder, akşam yemeğine de gelir.
Sizce bir mekânı “Instagrammable” yapan şey estetik mi, atmosfer mi?
Atmosfer.
Menünüzde “asla çıkarmayız” dediğiniz ürün hangisi?
Krem peynirli, frenk soğanlı omlet. Çünkü bu, hikâyemizin en başına dayanıyor. Ekmekle başlayan yolculuğumuzun ikinci parçası gibi. O yüzden bizim için çok özel; hiç çıkarmayı düşünmedik.
Son yıllarda İstanbul kahvaltı kültürü sizce fazla mı “gösterişli” oldu?
Evet. Biz tabakların aşırı dolmasından ziyade, damak zevkine ve duygulara hitap eden bir yaklaşımı daha doğru buluyoruz. Büyük ve gösterişli kahvaltılar bizim tarzımız değil.
Sizce Moda hâlâ yaratıcı insanların mahallesi mi?
Kesinlikle. Moda, içinde çok fazla kültür barındıran bir mahalle. Tiyatrodan sinemaya, sokak sanatçılarından müzisyenlere kadar canlı bir üretim alanı ve bu yapıyla birlikte sürekli büyüyor.
Bugün bir mekân açacak olsanız yine aynı konsepti mi yapardınız?
Hayır. “Aralık” adında başka bir mekânım var. 700Gr’ı açarken onu da daha iyi bir şey yaratma hedefiyle kurguladım. Her mekânım farklı bir kitleye hitap ediyor. Üçüncü mekânımın da daha iyi olacağına inanıyorum.
700Gr’ın en “sessiz ama önemli” detayı nedir?
Tazelenen çiçekler. Her hafta değişir ve mekânın ruhunu sessizce tamamlar.
Bir gün 700Gr kapanırsa insanların sizin hakkınızda ne söylemesini isterdiniz?
“İyi ki vardı” demelerini isterdim. 700Gr’ın insanlar için önemli bir yer olarak hatırlanması bizim için en değerli şey olur.



Yorumlar