top of page

Selin Türkmen

13 Ağu
3 dakikada okunur

Televizyonu o hızlı tüketim çağından sıyırıp dijital platformlara imza bırakan işler sunuyorsunuz. Kariyerinizde sizi gerçekten dönüştüreceğini düşündüğünüz, hayalini kurduğunuz karakter nasıl biri?


Spesifik olarak canlandırmak istediğim karakter kesinlikle üzerinde beni çok düşündürecek, psikolojik açıdan çok yönlü ve beni zorlayabilecek bir rol. Kendimde daha önce keşfetmediğim veya baskıladığım bütün duyguları açığa çıkarabilecek bir karaktere hayat vermeyi çok isterim. Günümüz dünyasında ve döneminde, hayat şartlarımız gereği çoğunlukla duygularımızı gizleme odaklıyız. Zayıf yanlarımızı karşı tarafa kolay kolay göstermiyoruz, hep bir maske hâli peşindeyiz. Hal böyle olunca sahneye çıktığımda gardımı indirmiş, o bastırdığım veya gizlediğim duyguyu yansıtmak psikolojik olarak da beni çok besleyen bir şey. Bu nedenle dediğim gibi, bastırılan duyguyu açığa çıkarabileceğim her role varım.


Çok genç bir yaşta Türkiye'nin en çok izlenen ve sosyolojik olarak en çok tartışılan işlerinden birinin merkezindesiniz. Erken gelen bu başarı size insanı, şöhreti ve kendi ruhunuzu anlamak konusunda neler öğretti?


İnsanız, her ikisinin de olması kaçınılmaz. Bu konuda kendimi biraz da şanslı hissettiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Gerçekten başarılı bir projeydi ve benim ilk oyun alanımdı. Bunu hiçbir zaman bireysel düşünmedim çünkü biz bir ekiptik ve hep ekip başarısı olarak gördüm. Biz ekip olarak zirvede başladık aslında, doğal olarak ben aksini görmedim. Mesleğimin ilk iki yılında konfor ve anksiyete arasında çok gidip geldim. Şu ana döndüğümüzde artık iç dünyamı daha kontrol altında tutabiliyorum. Konfor ve anksiyete ayrımını çok daha dengeli yapıp hayatımı normal seyrinde sürdürebiliyorum.


Sosyal medya hesabınıza baktığımızda; doğallık, samimiyet ve anı yaşayan bir Selin görüyoruz. Bu bilinçli bir tercih mi? Dijital dünyanın 'mükemmellik' baskısından kendinizi nasıl koruyorsunuz?


Sosyal medyadaki Selin tam olarak ben miyim bilmiyorum. Orası bir algı sistemi aslında. Mutlu olduğumuz anları koyuyoruz, güzel çıktığımız fotoğrafları paylaşıyoruz. İnsan bundan ibaret değil. Ben de keza. Çoğu zaman beni gerçekten çok sıksa da bunu kabullenmiş durumdayım. Tahammülümü zorladığı noktada zaten sosyal medyaya girmiyorum. Yani kısacası bilinçli mesafe koyuyorum diyebilirim.


Hukuk eğitimi alıyor olmanızın oyunculuğunuza ya da hayata bakışınıza kattığı en önemli şey sizce ne oldu?


Ahh, zor bir soru. Hayatı yaşarken karakter yapım, okuduğum bölüm, yaptığım meslek… Hepsi birbirine giriyor. Hukukun bana çok farklı bakış açısı kattığı kanaatindeyim. Aksi zaten mümkün değil. Bir ben var, bir de öğrendiğim doğrular var. Hayatla başa çıkarken bu ikisi zaman zaman çatışır ama ben yine de kimseye hissettirmeden doğru yolumu bulurum. Okuduğum bölümle karakterimin çok uyuştuğu bir nokta var ki maalesef aşırı kontrolcü bir insanım. Ben hayata teslim olayım, o akıp gitsin modunda olamıyorum çoğunlukla. Zaten bir konu hakkında böyle düşünüyorsam muhtemelen onu umursamıyorumdur. Belki yaşım küçüktür de böyle düşünüyorumdur, ileride daha teslimiyetçi bir insan olurum bilmiyorum. Şu an böyleyim ve kendimi böyle seviyorum.


Kızılcık Şerbeti'nde anne-kız, keza Karadut'ta abla-kardeş ilişkilerindeki o organik bağ ekrana çok net geçiyor. Kamera arkasındaki o kimyayı yakalamak için özel bir mesai harcadınız mı, yoksa bu sinerji kendiliğinden mi doğdu?


Kendi hayatlarımızda zaten çok iyi anlaşan insanlarız. O ister istemez ekrana yansıyor. Açıkçası hiçbirimiz bunun için özel bir mesai harcamadık. O kendiliğinden olan, kendiliğinden olduğunda kıymetli olan, çabasız bir enerji.


Yoğun çalışma temposu, görünür olmak ve sürekli üretmek arasında sizi en çok ne dengeliyor? Gerçek Selin'i ayakta tutan şey ne?


Kendimden bu kadar keskin bahsettiğime bakmayın. Ben kendisiyle çok güzel baş başa kalabilen, tek başıma aktivite yapmayı seven, kendinden kolay kolay sıkılmayan bir insanım. Hal böyle olunca o gerçeklik kolay bozulmuyor. Bir de öteki tarafta dostluklarımın çok eskiye dayalı arkadaşlıklar olması var. Beni topraklayan en özel şey bu. Benim her hâlimi bilen, beni çok eskiden beri tanıyan ve ailem kadar sevdiğim insanlarla bir araya gelmek benim bütün iç dengemi koruyor. Size şunu diyemem; resim yapmak, şu sporla ilgilenmek, seyahat etmek, meditasyon yapmak… Hayır. Bunlar olur. İnsan kendiyle kalabilmeli evet, ama aynı zamanda insanın insana ihtiyacı olduğu da göz ardı edilmemeli.


Bugünkü Selin, kariyerinin en başındaki Selin'e tek bir cümle söyleme şansı bulsaydı ona ne derdi?


O Selin çok sabırsız, çok aceleciydi. 'Tamam evet, kontrolcüsün ama biraz sakin ol. Zaten her şey olacağına varıyor. Sen kendine güven, kendini kontrol altında tut. Senin dışında gelişen olayları kontrol etmeye çalışma.' derdim.


Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page