top of page

ilaerg

11 Haz
3 dakikada okunur

“Functional art" tanımını ilaerg için nasıl somutlaştırıyorsunuz? Bir objenin hem bir sanat eseri gibi izlenmesi hem de günlük hayatta kullanılması arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?


Herhangi bir obje ile duygusal bağ kurabiliyoruz. Sadece bize anlamlı gelen eşyalarla değil, herkesin ihtiyaç duyduğu şeylerle de. Bazılarını sadece çok beğeniyoruz, bazıları ise hayatımızı kolaylaştırdığı için varlar. Ben bu bağın günlük ritüeller etrafında nasıl şekillendiğini araştırıyorum, fonksiyonla form arasındaki denge de yolda şekilleniyor. Çıkış noktası her zaman aynı olmuyor. Bazen sadece bir kavramı önceliğim yapıp başlıyorum, bazen diğerini. Tasarımın nihayete erdiği nokta ise ikisini de sağlayabildiğim an oluyor.


ilaerg'in tasarım dilinde formlar çok organik ve akışkan görünüyor. İstanbul'un kaotik yapısı içinde bu kadaryalın ve sakin kalabilen bir estetik anlayışı nasıl şekillendi?


Burada doğup büyüdüm. Hala burada yaşıyorum. İstanbul çok yönlü bir şehir, her tarafı sizi bir yönden besliyor ya da geri çekiyor. Bu doneleri ayıklamaksa bize kalmış. Bu yüzden işlerimin yalın ve sakin olmasını İstanbul’a rağmen gelişen bir şey olarak görmüyorum. Belki de ben İstanbul’un o taraflarını görmeyi seçiyorum.


Sizin için bir objenin "tamamlanmış" sayılması için estetik mükemmellik mi yoksa işlevsel bir boşluğu doldurması mı daha öncelikli?


Estetik benim için önemli bir çıkış noktası. Ancak “tamamlanmış” tanımı, insan ile olan ilişkide ortaya çıkıyor. Çok güzel bir obje tasarlayabilirsiniz ama günlük hayatta yer bulamazsa eksik kalır. İşlevi tam karşılamayan bir tasarımın kullanıcının hayatına dahil olamayacağı bilinciyle ilerlemeye çalışıyorum. Yaptığım tasarımların günlük hayatta rahatça ve aktif olarak

kullanılabiliyor olması çok önemli. Sizin deyiminizle estetik mükemmelliği yakalanmış bir parça, kullanıcının gündelik hayatının bir parçası hâline gelebilmişse hedefime ulaşmışımdır.

İşlerinizde malzemenin dokusu ön planda. Ham maddeyle olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Malzeme mi formu yönlendiriyor, yoksa hayalinizdeki form için mi malzemeyi zorluyorsunuz?


Zorlamayı deniyorum diyebilirim. Çamur, kendini şekillendirmenize izin veren bir malzeme ama inatlaşmaya gelen bir malzeme değil. Bazı tasarımlarımda malzemeyi zorladığım, çamurun da bunu kabul ettiği (!) oldu. Bazılarında ise geri adım atmak, bazı şeylerden vazgeçmek zorunda kaldım. Neticede malzemeyle ahenk yakalamak önemli. Çamurla çalışırken bünyenin istediği ilk şey denge. Eğer çamur bir şeyi reddediyorsa, eğiliyorsa ya da çatlıyorsa, bu formdaki denge eksikliğinin sinyalidir; sizi uyarır. Tabii zaman zaman bu çatlamalar ya da hata diye adlandırabileceğimiz şeyler de parçaya estetik değer katabiliyor. Bu da aslında bir ahenk türü. Bununla birlikte, eskiz aşamasında malzemenin nasıl tepki vereceğini düşünerek tasarlamayı seviyorum. Bu sizi iki üç adım ötesini düşünerek çalışmaya itiyor. Tekrarlandığında ise günün sonunda kendinizi çok besleyici ve geliştirici bir pratik

içinde yoğruluyor oluyorsunuz. Hani “form mu işlevi, işlev mi formu takip etmeli?” sorusu vardır ya; bu meslekte hepsi çamuru takip ediyor :) Yine de zorlamaya devam, çünkü zorlamadan sınırları test etmek mümkün değil.


iF Design Award gibi prestijli bir başarı, markanın gelecekteki tasarım motivasyonunu nasıl etkiledi?


Her ne kadar işimi sevdiğim ve tutkulu olduğum için yapsam da günün sonunda, ne kadar kişisel ve yalnız bir üretim olursa olsun, insanla temas hali var. Koleksiyonun bu ödüle layık görülmesi bende ister istemez bir onaylanmışlık ve aidiyet hissi doğurdu. Markayı nasıl konumlandırabileceğime dair daha net bir yol çizmeme olanak sağladı.


ilaerg objeleri genellikle "sessiz" ama güçlü bir karaktere sahip. Bu objelerin evlerde nasıl bir duygu yaratmasını hedefliyorsunuz?


Tasarımlarımın insanın hayatına karışan objeler olmasını seviyorum. En çok da zamanla kişisel anlamlar kazanmalarını önemsiyorum. İlk karşılaşmada formlarıyla dikkat çekebilirler ancak zamanla gündelik hayatın doğal bir parçası hâline gelmeleri benim için daha önemli. Bir sabah kahvesine, kalabalık bir sofraya ya da evde tek başına geçirilen sıradan bir ana eşlik etmeleri hoşuma gidiyor. Belki yaratmasını umduğum duygu da biraz bu, kullanıcıya ait hissetmeleri.


Gelecek koleksiyonlarda yeni materyaller veya farklı disiplinlerle (mimari, moda vb.) kesişimler görmeyibeklemeli miyiz?


Yakın zamanda bir takı markasıyla iş birliği yaptım. Bywayof markasının Riviera yaz

koleksiyonuna iki adet stoneware tasarımımla dahil oldum. Farklı disiplinlerle çalışmayı, diğer markalarla iş birlikleri yapmayı gerçekten çok seviyorum. Böyle ortaklıklar bakış açımı ve

pratiğimi genişletiyor, farklı kitlelerle buluşmamı sağlıyor. Bu nedenle evet, işimi yapmaya devam edebildiğim sürece farklı disiplinlerle ve malzemelerle kesişmeye her daim açığım.


ilaerg’i üç kelimeyle tanımlamanız gerekse, bu kelimeler neler olurdu?


Form, fikir, gözlem.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page