"Fujiko Nakaya’dan Benzersiz Bir Postmodern Sanat Deneyimi: Cloud #07156 Enstalasyonu"

Dünya’dan sanatın merkezi Paris’e ulaşan bir yolculuk
Teknoloji ve sosyal medya çağı, sanat dünyasına hem algısal hem de biçimsel açıdan yeni perspektifler kazandırdı. Bugün Avrupa'da bir sanat galerisini gezdiğimizde, klasik eserler aracılığıyla tarihsel belleğimizi canlı tutarken, çağdaş üretimlerin sunduğu farklı anlatım biçimleriyle de karşılaşıyoruz. Sanatçılardan bir kısmı geleneksel ustaların izinden ilerlemeyi sürdürürken, önemli bir bölümü ise teknolojinin ve değişen ifade olanaklarının sunduğu yeni yaklaşımları eserlerine yansıtarak sanatın dönüşümüne katkı sağlıyor.
Bugünün sanat dünyasını benzersiz bir çalışmayla yakalamış, dünyacatanınan Japon sanatçı Fujiko Nakaya ve şaheseri odağımızda olacak. Çünküaslına bakarsanız kendisi yakaladığı sarsılmaz başarısıyla, bizlerden öncezaten bütün dünyanın odağındaydı. ABD’de başlayan gösterim yolculuğu, anavatanı Japonya’ya oradan da Avrupa ülkelerinin çoğuna ulaşmış, şuan iseyeni durağı Paris’te Bourse de Commerce müzesinde kendine yer edinmiştir.
Peki bugünkü asıl sorumuz: Fujiko Nakaya kimdir? Nedir Nakaya’yı bu kadar önemli kılan ve nasıl bir eserle yıllarca kendinden söz ettirmeyi başardı?Japonya’nın Sapporo şehrinde, 1933 yılında dünyaya gelmiştir. Lise öğrenimi Tokyo’da tamamladıktan sonra hayat çizgisinin önemli ölçüde değişeceği ABD’deki Northwestern University’de lisans eğitimini tamamlamıştır. Nakaya ilk çıkışını, 1967’de kurulan Amerikan sanat kolektifi ‘Experiments in Art and Technology (E.A.T.)’ye katılımı sayesinde yakalamaya başlamıştı. Kariyerinin ilk yıllarında video sanatı ve yağlı boyayla uğraşsa da, 1960’ların ortasında bu kolektifte mühendis Billy Klüver ile mühendislik ve sanat disiplinini birleştiren deneyler yapmıştı.
İşte tam bu noktada dünyada bir ilki başararak ‘Cloud #....’ adını verdiği projesiyle ‘Sis heykeli’ enstalasyon yerleştirmesini yapmıştır. Dünyada sisi bir heykel malzemesi olarak kullanan ilk sanatçıdır. Bu eseriyle sanat ve teknoloji tarihinde Conceptual Art ve Land Art alanlarında yeni bir yaklaşım geliştirmiştir. Eserde ışık ve gölge aktarımı için sisin nasıl bir araç olarak kullanılabileceğini bizlere göstermiştir. Onun görsel vizyonunda sis ve bulutlar aracılığıyla tekrar tekrar oluşan ve kendi kendine yok olup giden doğa fenomenlerini yansıtmak, sanatının en önemli parçasıdır. Bu heykel, diğer heykel malzemelerinin somut kullanımının aksine, bizlere bir yüzeyin değişkenliğini ve sabitlenemez bir biçimde de olabileceğini kanıtlar.
Nakaya bir röportajında bu heykeli tanımlarken ‘a precarious dynamism of nature (doğanın dengesinde güvenilemez bir dinamizm)’ demiştir. Eserin bütünlüğüyle beraber bu sözün üzerine düşündüğümüzde gerçekten de anlıyoruz ki doğa oluşumlarının güvenilemez derecede kendine has, değişken ve de kusursuz bir yapısı vardır. Japon sanatçı bu eseriyle sadece bir görsel çalışma değil, insanın içine girip bütün varlığıyla deneyimleyebileceği bir sanat eseri ortaya koymayı amaçlamıştır.
Bu deneyimde sisin etken öznesi sensin!
Çünkü senin sisi deneyimlerken bütün hareketlerin sis bulutunun yönünü değiştirecektir. Sisin tamamen içindeyken mekânın detayları ve zaman algısı belirsizleşir. Bu kayıp başta insanı ürkütür ancak zaman geçirdikçe daha keyifli bir hale gelir. Aslında farklı bir açıdan baktığımızda ise bizlere sanatın güçlü ifade biçimiyle birlikte birer özgürleşme hissi yaşatır. Her zaman kendimizi var etmeye çabaladığımız bu dünyada aslında yok oluşunda ne kadar hızlı gerçekleştiğini bizlere hatırlatır. Fujiko Nakaya’nın burada asıl amacı da zamanı, hava akımlarını ve atmosferi su ile birlikte iş birliği içinde işlemektir. Seçtiği mekânda yerleştirdiği yapay sis makinesinde ayrıca saf su kullanır. Makine sis bulutunu oluşturduğu andan itibaren ortam koşullarına göre yaklaşık 8 dakika aktif kalır.
Kendinizi biraz görünmez kılmak ve mistik hissetmek için 8 dakikanız var!!
Bu enstalasyonun bana hayatın aslında gelip geçiciliğini hatırlatmasıyla beraber, görüntünün zihnimi manipüle etmesine izin verip beni arındırmasına tanık olmak isterdim. Sanat dışında hangi deneyim biçimi bizi böylesine kendimizi bulmuş ya da kaybetmiş veyahut da benliğimizi bulmaya çalışırcasına bırakıyor ki?
İşte sanatçının asli amaçlarından biri de bir yapıyla insanı duygusal ve düşünsel bir sorgulamaya sokmak ve onlara bir sanat deneyimi hediye etmektir. Görünen o ki eser, bu amacı başarıyla yansıtmaktadır. Bu eşsiz heykel Paris’te ‘Bourse de Commerce’ müzesinde 14 Eylül’e kadar görülebilir.


Yorumlar