top of page

Clean Girl estetiği biterken, yeni galip Whimsy ile tanışma zamanı! Estetik algı hangi yöne evriliyor?

  • 2 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Bir zamanlar akışta sıkça karşımıza gerek üretilen içeriklerle, gerek de uygulamalar ile hayatımızda büyük ölçüde yer edinmiş clean girl estetiği artık tahtını kaybediyor.


Peki bir estetik akım tahtını kaybeder de bir başkası yerini almaya çalışmaz mı?


Aslında şöyle bir oturup düşündüğümüzde anlıyoruz ki sosyal medya insanlara her ne kadar bir algı dayatsa da günün sonunda uymaya çalıştığımız bütün o biçimlere kendimizi ait hissedemiyoruz. İşte bu ait hissedememenin verdiği duygu bir noktada algılarımıza işleyen şeyi reddetmeye ve ona içten içe başkaldırmaya neden oluyor.


İşte bu noktada başkaldırı kelimesine atıf niteliği taşıyarak günümüzde yer edinmiş bir estetik biçimi, bugün yeni sıfatıyla clean girl’in yerini alıyor: Whimsy estetiği!


İlk bakışta Whimsy kelimesi, bir tür spontane eylem anlamına gelen whim kelimesinden türemiş; ancak zamanla kendi başına bambaşka bir anlam kazanmıştır. Temel anlamıyla ‘oyuncu, kendine özgü ve hayalperest bir davranış’ olarak nitelendirilmiştir.


Aslında Clean Girl hususunda, insanlar zahmetsiz bir şekilde şık ve doğal görünmeye çalışırken bile bence kendini zahmetsizliğin zahmetine girme eyleminde buldu. Fakat o zaman zahmetsiz ve doğal olmadı ki... İşte bu hissiyatla da hepimiz tekrar özgün benliğimizde neler vardı diye sorguladık. Whimsy trendi de bu bağlamda hayatın gelip geçiciliğini temsil ederken ayrıca renkli, eğlenceli, biraz isyankar, çocuksu ve oyunbozan yapısıyla dikkat çekmeye başladı. Bizler de son dönemde olgun ve derli toplu durmaya önem göstermektense ‘whimsy estetiği’ ile hayatın içindeki renkleri, eğlenceyi ve kuralsızlığı yeniden keşfetmeye içten içe yöneldik. Bu biçimde kendimizi uymaya zorlayacağımız net sınırları olan realist bir kalıp yok. Burada güncel olmak için yapmanız gereken tek şey kişisel ifadeye ve benliğinize kulak vermek. Çünkü Whimsy’nin hedefi içimizdeki yaratıcı ve renklere aşık özgün çocuğu serbest bırakmaktır. Bizlere bir bakıma yaratıcılığımızı geri kazanıp tekrar içimizdeki ışığı ortaya çıkarmamızı söyler. Mantığa dayanarak sığınmaya çalıştığımız minimal dünyadan bizleri alıp maksimal dünyaya yönelirken duygularımızı da başrol yaparak devam etmemizi ister. Çünkü Whimsy, mantıktan ziyade duygular tarafından yönlendirilir.


Görünen o ki minimal ve sade olma eğilimi kadınları fazla tekdüze ve ilgisiz de bıraktı. Benliği romantik ve düşsel olmaya eğilimli kadınlar, whimsy estetiğini bilinçsizce ortaya çıkararak, kendi hayatının başrolü olmak istediğini açıkça ortaya koymuş oldu.


Giderek daha fazla yalnızlaşan modern dünyanın arka planında; rastlantısal, geçici, duygusal ve görsel açıdan çeşitlilik gösteren öznel yapısıyla bu akım, bugün kültürün karşı karşıya olduğu pek çok soruna da adeta bir panzehir niteliği taşır.


Peki Whimsy estetiğin kodlarını hayatta ve sosyal medya da nasıl görüyoruz?


Düşünün ki bir aktivite yapıyorsunuz ve burada en önem verdiğiniz vazgeçilmez unsurlar estetiklik, yaratıcılık ve renkler! Güneşin aydınlığı ile parlayan bir günde en çok parlayan şey yalnızca güneş olmayacak. Yüzümüzün belli bir bölgesini aydınlatmak için kullandığımız highlighter’lar bir peri masalından fırlamışçasına kullanılıp şakaklarınızdan bütün göz yapınıza doğru işlenecek. Özgürlüğünüz yalnızca söylemde kalmayacak ve belki de renkli göz kalemleri ile göz etrafınıza yapacağınız ikon çizimleriyle kendine bir yol bulacaktır.


Bununla beraber özellikle stilde pastel tonların hakim olmasının yanında feminen tarafınızı güçlü şekilde yansıtan ince uzun elbiselerle, doğanın silüetini taşıyan seçili aksesuarların da eşlik ettiğini görüyoruz. Yalnızca kişiliğinize değil, hayatınıza da etki eden bu estetik biçim dekorasyonda romantik dokusuyla bilinen uçuş uçuş renkli tüller, taze çiçek buketleri ve nostaljinin kök salmış estetiği şamdanlarda yanan mumlar ile akımın güçlü bir parçası haline gelmiş durumda.


Bütün bunlarla birlikte kendimizi bir davranış eğilimi olarak sabah ve gece rutinlerini romantize ederken de buluyoruz. Kahvenin kokusunu alır almaz kitap okumayı ihmal etmiyor ve de çocukluğumuzda hayatımızda yer edinmiş eski dönemin kültleşmiş dizilerinden bir bölümde izlemeyi tercih ediyoruz.


Ayrıca bir bakıma whimsical olmak faydalı da... çünkü ne kadar yaratıcılık gerektiren şeylerle uğraşırsanız ve kendi benliğinize kulak verirseniz aslında stres hormonu kortizol de bir o kadar azalıyor. Sıradan günü özelleştirmenin kaynaklarından biri olan whimsical aktiviteler, sıra dışı olmanın en tatlı yollarından biri haline geliyor.


Şimdi ise asıl sorulardan biri şu: Sen kendini hangi whimsical aktiviteleri uygularken buluyorsun?

Yorumlar


bottom of page